8 Aralık 2011 Perşembe
D-Doku
Ben yazmayı tercih ediyorum su anda olduğu gibi..
Yeni bir yıla girmek üzere iken geride bıraktığımız (henüz bırakmadık ) yılın muhasebesini yapmak. Aslında yapılacak muhasebe yok sadece özet geçmek var. Beş duyumuz var ama yaşamak en gereklisi... Yaşamak sadece nefes almak değil gerçekten yaşamak...
Yaşamayı öğrendim ben bu yıl, 2011 de.
Nasıl seninle içtiğim kahveden daha keyif alıyorsam, her şeyi sana anlatmak istiyorsam, gözlerinin içini görmek, yüzüne dokunmak istiyorsam, kaydettiğim sesini dinliyorsam özlediğim de....
Koklamak, görmek, duymak, dokunmak, hissetmek hepsini yaşayarak anlamlı kılmak istiyorum hayatı.
Heyy Hayat diyorum o zaman sana...
Eğer yormaz, üzmez ve zamanla beni korkutmazsan hiç üzmem ben de seni çok uslu olurum söz....
çok mutlu haber: blogdaki saat ayarını buldum.
itiraf: bu cümleden sonra sevinçten şaşırıp sayfayı kapadım yazdıklarım silindi unutmadan hemen yeniden yazdım ama aynısı oldu mu bilmiyorum.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Tiyatro
28 Kasım 2011 Pazartesi
ben...
19 Eylül 2011 Pazartesi
Yetişmek
Gidişte ve dönüşte feribota yetişmek için bu ne çaba yarabbi, dörtlüler mi yakılmadı, yoldaki satıcılar mı çekil çekil diye el kol işaretleri ile uyarılmadı, suratım kıpkırmızı oldu yetişene kadar ne oldu peki gidiş-dönüş yetişme telaşı içinde adrenalinin tavan yaptığı noktalar olarak tarihe geçti...
hımm bir de rüzgar- elbisem- elimdeki kahve ile savaşım var görmeyin evlere şenlik:) ahh be arkamda oturan teyzeciğim bana yardım etmiş olsan bunlar başıma gelmezdi:)
Düğün dernek güzel organizasyon...
Bu seferlik aklımda kalanlar sırasıyla pofuduk pide ile döner kısaca löp et, no:25 stone oje, sacha kuaför kartı-dilek-tugay, televizyon değişimi, göz doktoru yunus can ve tatlı eşi çiğdem, gönlü ferah, sıcak çok sıcak, memura teşekkür eden en sakin gelin, boy ortalaması yüksek düğün, kanun hükmünde ablalar, hayal kahvesi, konser, tekila kazanan yavru aslan, şahane pazar kahvaltısı, lime jam, con kahvesi, the body shop çantası, kedicik biblosu ve pofuduk terlikler, hasta ziyareti, trafik var haberi gelmesi ve dönüş ama ne dönüşşşş.....Finally
And oscar goes to "Para bulunca komünizim, koca bulunca feminizim biter."
23 Ağustos 2011 Salı
Cihan ve çok acı çay
Farkında mısın?-pizz gelsin bu gece de .......
16 Ağustos 2011 Salı
Two years ago
Süper not: Gerekirse Ayvalık taki yazlığı satarız Gözdeeeee sen düşün derim.
Şu anda Nil çalıyor çok tatlı bu kız neşeli hayat dolu .... hakkında herşeyi duymak istiyorum sen de dinle, izle
10 Ağustos 2011 Çarşamba
waiting
Şimdi biliyor, bilebiliyor musun neyi beklediğini?
B.Ç.D.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Hi there....
çok zaman geçti en son yazı üzerine haliyle....
Küçükbakkalköy de yaşam başladı, Yetkin Bebe askerden geldi, orion da değişiklikler oldu, ara da yeni insanlar tanışıldı zaman bu şekilde akıp geçti........ Bu zamana gelindi... birikenleri anlatmak lazım ama bugün değil olur mu ?
Time to work for hommy :)
17 Nisan 2011 Pazar
Korkuyorum...
Eşya taşınması Küçükbakkalköy'e taşınmamdan ötürüdür. Babam sabah içindeki canavarı benden önce uyandırmış eşyaları ayarlamış, ve iş programını yapmıştı ben ise gün boyunca onun enerjisini sönümlemekle uğraştım yoksa ikimizi de yorgunlıktan öldürecek bir program yapmıştı. Genetik bir durum bence "her şeyi sen yapamazsın, yardım alman gerekir" olgusu bu adamcağızda yok.
Cumartesi günü zaten Emine ve Pınar Abladan alınan eşyalar ile ilk postamızı yapmıştık. Bu sayede bulaşık makinamız, küçük bir kitaplığımız, 2 tane dev, iki tane bıdık cinsinden minderimiz olmuştu. Ama pazar günü kendi güç sınırlarımızı zorladık. Gayrettepeden yüklediğimiz eşyaları belki 20-25 dakika içinde yeni evimize taşıdık. Asansör olmasına rağmen merdiven kullanmamız takdir edilmeliydi çünkü artık günün sonunda tam bir ekip olmuştuk.
Günün eşyası; portmanto, günün olayı; bizim onu monte etmemiz oldu. Yeni eve pek sığmadı ama insan bu kadar taşıdığına da kıyamıyor, bırakamıyor.Dolap kıymetli bu aralar, bırakamam ben onu, yerim yok bütün ayakkabıları oraya sığdıracağım. Günün sözü; yatağı ve kanepeyi götürüyorum ki eşya topla, iş yap azcık diyen babama aittir. Günün tespiti hamileler ağır yük kaldırmasın, ben bugün biraz erken hasta oldum sanırım sebebi portmandodur.
Aradaki konu dağılması olabilir ama artık kendimi istiyorum hayattan......
Aslında bu notu kendim için yazıyorum....
İnsan kendisi için çabalayan anne baba kardeşlerini görünce onların kıymetini ve aile kavramını daha iyi anlıyor.
Sonrası telefon konuşması, ağlamak, yıkanmak biraz da eşya toplamak, hep düşünmek ama cümle kuramamak, bilmiyorum demek.....
Bil artık Deniz, bil.....
27 Mart 2011 Pazar
Bu iyi birşey mi? Kötü bir şey mi?
Nerden bileceğim "daha önce yaşamadığım şeyleri"nerden???
En fenası da bildiğimi zannetmek olmuş...
22 Mart 2011 Salı
11 Mart 2011 Cuma
1/7------7/7
Bu hafta çabuk geçsin lütfen....
10 Mart 2011 Perşembe
Gerçekten belli değilim.......
Babam bu şarkı tam senin için diyordu:)
Bana anlatma sakın
Riske girseydin eğer
Yola çıksaydın eğer
Neler yapardın neler
Bana anlatma sakın
Yelken açsaydın eğer
Özgür olsaydın eğer
Neler yapardın neler
Sen iskeleye bağlı
Fırtnalardan yoksun
Tatlı rüzgara razı
Ben açık denizdeyim
Deniz bu belli olmaz
Huyunu seveyim
8 Mart 2011 Salı
Su-boşluk-zamanlama
Bütün soruların cevabı ben bilmiyorum olsun bundan sonra, ta kiii
içimdeki sesi yenene kadar
25 Şubat 2011 Cuma
......devrilme tahkiki........
Yolda düşünmüştüm aslında ne yazacaklarımı sonra Delal arkasından Rastafa aradı haliyle biraz neşelendim. Ofisten çıkarken ağlamasını da sayarsak bu aralar bir ateş basması arkasından karşı koyamayacağınız türden ağlama hissiyatı geliyor bana ( kihhh kihh gülmelerim de azaldı). Yoo dünyanın en önemli işini de yapmıyorum, ama bir kere hata yapmaya görsün benim bünyem artık otomatik olarak yavaşlıyor, kafam çalışmıyor böyle durumlarda, tabi arkasından sorgulamalar başlıyor. Yanlış meslek mi , ben den daha iyi biri gelsin yapsın bu işleri, sonra yılmama kararı mücadele, başka hayatlara özlem, kaçıp gitme hissiyatı, kimseyle konuşmak istememek, kısacası çok mahçup, mutsuz az kafalı biriyim. Bu aralar iyice değer kaybettim.........
23 Şubat 2011 Çarşamba
Örümcek-redd-boat that rocked
Evimde bir hayvanım var artık. Kendisi ile tuvalette karşılaşıyoruz. O kapının menteşesinde saklanıyor. Ben sifonu çekerken kaçıyor ama genellikle ördüğü ağın üzerinde duruyor. Geceleri tuvalete kalktığımda bazen var, bazen yok, uyuyor kereta , bazen de öksürüyorum aksırıyorum o zamanda pıtı pıtı kaçıyor çakalll, hastalık kapmayayım diye herhalde, neyse kıyamıyorum da bizim spiyye ( spiderdan koydum ona bu ismi) . Yaşıyoruz beraber bu aralar
Not: Son temizlikten sonra spiyyi görmedim. Buradan ona sesleniyorum, dön kızım evine :(:(
Notun notu: spiyy döndü ama temkinli, pek açılmıyor artık kıyısından bakıyor bana, hayata:)
7 Şubat 2011 Pazartesi
Bizim Suçumuz Değil
Ama bu sizi çok mu rahatsız etti değil mi kötü kalpliler. Kimler bunlar? Sırasıyla otoparkçı amca, çekici polisler ve İstanbul'un en dik yokuşunda dükkan açan diğer otoparkçı amca. Size öncelikle akşam akşam insanların zaman ve paralarını aldığınız için koca bir HARAM OLSUN sonra da ayıplar olsun ve de bu ülkede bizi enayi yerine koyduğunuz için yazıklar olsun diyorum.
Suç bizde değil ama bunu biliyoruz, içimiz rahat, kahve zevkimiz vardı ona dokunmayın bari canavarlarrrrr.......
Dancing in the street ne güzel şarkıymışsın sen:(( ağlamıyorum gözüme toz kaçtı sadece :(((
9 Ocak 2011 Pazar
Tolga Pınar ve Hamburger
3 Ocak 2011 Pazartesi
2010 2010 2010 içimdeki on
Hikayemizin kahramanı 2010 da bir süre bayağı bir yalnız kalır, tezini bitirir, kursa gider, her yılın olmazsa olması cüzdanını kaydettiğini sanıp tüm kartlarını iptal ettirir, arkadaşları askere giderler, gelirler, hem ana kahramanımız işe girer, hem de arkadaşları, düğünlere gider sanki kendi düğünü gibi deli gibi oynar, ömrü hayatında ilk defa diyetisyene gider yapamam uyamam o listeye der ama sonunda yapar, ama spor hala yoktur hayatında, işe gider gelir, çakallıklar öğrenir, içindeki canavarı uyandırmamaya çalışır çoğu zaman, bastırır ama ne zaman tak eder canına o zaman da tüm köprüleri atar benim canım yandı seninki de yansın hesabı, tehdit eder (öyle dedi de bana) ama boş olduğunu bilir o da sadece yalnız olduğunu haykırır, neden yapar bunları ??? kıskanır çünkü etrafında ilgi görenleri, o zaman o da ilgi bekler, bu anlayışın bir geri dönüşü olsun ister hep bekleyen olmak istemez (gerçi bu sene kendi limitlerini zorlamıştır) sonunda kahramanımız ama bu sabır beyninde kalıcı hasar bırakmadan sabrını tüketmiştir, delirmiş ama en sonunda bir fincan kahveyle sakinleşmiştir..... takii 2011 e kadar